BA’SÜ BA’DE’L-MEVT
Ba’sü ba’de’l-mevt, ölümden sonra bir daha ölmemek üzere dirilmektir. Rûhun, ebediyete yolculuğudur. İnsan, cismâniyet bakımından, önce bir tabiat unsuru olarak toprakta, bir müddet baba sulbünde, sonra bir süre anne karnında, nihâyet anne-babanın kollarında, bir zaman da ebeveynin kalbinde bir ömür sürer. Ardından, dünyâ beşiğinden kabir beşiğine tevdî olunarak, mezar, kıyâmet, cennet veya cehennem yolcuğuna çıkartılır.
Allâh Teâlâ, kullarının gaflet uykusundan uyanıp hakîkat âleminden bir hisse alabilmeleri, Rablerine kullukta kusur etmemeleri için, gören ve işiten kalblere birtakım ilâhî ve mûcizevî misâller bahşetmiştir. Bunlar sayılamayacak kadar çok olmakla birlikte, husûsiyle, mutlak bir istikbâl olan “ba’sü ba’de’l-mevt” hakkında, Kur’ân-ı Kerîm’de ve kâinat manzûmesinde ulvî kudretinin tecellîleriyle dolu câlib-i dikkat birçok hakîkati gözler önüne sermiştir.
Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de Üzeyr -aleyhisselâm- ve Ashâb-ı Kehf’in ibret ve hikmet dolu kıssalarını, “ba’sü ba’de’l-mevt”e bir misâl olmak üzere beşer idrâkine sergilemiştir.[12] Bu ilâhî misâller, gönülleri kemâle erdirerek Hakk’a yaklaştıran ve kalb-i selîme götüren hakîkatleri ihtivâ etmektedir.
